Emsalsiz Zafere Coşkulu Kutlama

Afyonkarahisar´ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü, Cumhuriyet Meydanı´nda düzenlenen coşkulu törenle kutlandı

Yaşam

Büyük Taarruz ve Afyonkarahisar'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. yıl dönümü coşkuyla kutlandı. Törende Belediyesi Başkanı Burhanettin Çoban duygu dolu ve bir o kadar da anlamlı bir konuşmaya imza attı. Mazlum milletin son umudumun Türkiye olduğuna vurgu yapan Belediyesi Başkanı Burhanettin Çoban; 'Bizler şunu gayet iyi biliyoruz: son kale Anadolu'dur. Mazlum milletlerin son umudu Türkiye'dir. İşgale uğramamış tek İslam beldesi Büyük Anadolu topraklarıdır. Peygamberin çağrısına icabet eden tek millet biz kaldık. Seksen milyonun iliklerine kadar işlemiş cesaret ve onurun kaynağı, hiçbir zaman ve şart altında devletimizden vazgeçmeyişimizdir.'dedi. Afyonkarahisarlı şehit ailelerinin vatan sevgisinden örnekler vererek konuşmasına devam eden Başkan Çoban; 'Şehit haberini getiren komutana kapıyı açar açmaz 'HANGİ OĞLUM ŞEHİT OLDU?' diyen Afyonlu anne Fatma ÜYE'yiz hepimiz. 'HANGİ OĞLUM, KASIM MI KERİM Mİ' diye sorarken ki dağ gibi duruşuna, metanetine sahibiz. Şehit cenaze töreni için Taşoluk kasabasına gittiğinde "Başınız Sağ Olsun" diyen Vali ve protokole, "SAYIN VALİM BUGÜN BİZİM DÜĞÜN GÜNÜMÜZ, DÜĞÜNÜMÜZE HOŞGELDİNİZ" diyen Şehit Yunus Emre ARAL'ın babası Ali ARAL'ın vatan sevgisine sahibiz hepimiz. Yeri geldiğinde aynı fedakârlığı yapmaya hazırız' diye konuştu.

Afyonkarahisar'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü, Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen coşkulu törenle kutlandı. Ellerinde Türk Bayrakları ile meydanı dolduran Afyonkarahisarlılar kentin kurtuluş coşkusunu bir kez daha yaşadı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın kutlama mesajı okundu.

HALK OYUNLARI GÖSTERİLERİ RENK KATTI

Belediyesi Başkanı Burhanettin Çoban'ın konuşmasının ardından gösterilere geçildi. Kutlamalara Afyonkarahisar Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası 16. Zafer Halk Oyunları festivaline katılmak üzere şehire gelen ekipler renk kattı. Törende Milli Muharebe uçaklarının gösterileri ilgiyle takip edildi.

MEHTERAN GÖSTERİLERİ BÜYÜLEDİ

Kutlamalar, Genelkurmay Başkanlığı Mehteran Takımı'nın büyüleyici gösterisi ile sona erdi. Mehteran gösterisi vatandaşlar tarafından büyük beğeni toplarken, uzun süre alkışlandı.Belediyesi Başkanı Burhanettin Çoban duygu dolu bir o kadar da anlamlı bir konuşmaya imza attı. Mazlum milletin son umudumun Türkiye olduğuna vurgu yapan Belediyesi Başkanı Burhanettin Çoban konuşmasında şu ifadelere yer verdi;

Gün geçmiyor ki kutladığımız zaferler daha değerli, daha anlamlı hale gelmesin.. Yaşadığımız hadiseler, bu topraklarda her ne kadar hainleri de barındırsa, kahramanların bitmediğini göstermesi bakımından umut veriyor. Umutluyuz, çünkü yüksek düzeyde şehirleşme ve modernleşmeye rağmen söz konusu vatan olduğunda, düşmanla çatışma iradesine sahip, kadını-erkeği ile, yaşlısı-genci ile bütün yapay ayrımları bir kenara bırakabilen tek yumruk olan, milyonlarca gözü kara yiğidimiz var.

Umutluyuz, çünkü Bu topraklar asla düşman işgaline uğramadı, bize esareti tattıramadılar, onuru gururu çiğnenmemiş tek İslam toprağı Anadolu, mazlum milletlerin umudu olmaya devam ediyor. Umutluyuz, çünkü Neredeyse iki yüzyıldır gizliden açıktan saldırı altında bulunan bu toprağın insanları, Hendek olaylarında, Gezi olaylarında ekilen fitne tohumlarını boşa çıkardı. İnadına kardeşlik dedi. Şer cephesi tarihin her döneminde olduğu gibi inadından vazgeçmedi, başka maşalar eliyle ülkemizi karıştırmaktan geri durmadı. Terörle amacına ulaşamayanlar, sınırlarımızın hemen ötesine büyük biraderlerinin gölgesi altında yığınağa başladılar. Geziyle şehirleri terörize edemeyenler, Fetö terör örgütü ile kardeş kanı dökmekten çekinmediler. Yıllardır içimizde aramızda yaşamış, hiçbir milli değeri olmayan, vatan mefkûresine bigâne kalmış satılmış alçaklar, ülkenin bekasına kastettiler. Aynı emperyalist mihrakların devşirdiği din soslu hainler, en seçkin askerlerimizi kendi silah arkadaşlarını kışlalarında, acımasızca katletmekten şehit etmekten çekinmediler.

Çok kıymetli Afyonkarahisarlı Hemşerilerim,

Büyük taarruza giden yolda yaşanan ibretlik hadiselere yakından baktığımızda, insan ister istemez tarihin tekerrür ettiğini düşünüyor. Gazi Mustafa Kemal'in başkomutanlık meydan muharebesindeki taktiği, dehası, cesareti, milletine duyduğu güven ve kafasındaki stratejilerini uygulama kabiliyeti, Türk milletinin kaderini yeniden çizen, muhteşem bir zaferle neticelenmiştir. Bu kutlu zaferin kronolojisi, yaşadığımız 15 Temmuz kalkışmasıyla birlikte mütalaa edildiğinde gelecek için büyük dersler almamıza vesile olacaktır. Büyük taarruz ikinci Viyana kuşatmasından bu yana Türklerin taarruz konseptiyle savaştığı ilk mücadele olmuştur. Neredeyse 250 yıla yakın bir süre, hep savunmada kalmanın verdiği haleti ruhiye ile Gazi Mustafa Kemal'in bazı cephe kumandanları dahi bocalama yaşamıştır.Esas taarruzdan önce, başarılı baskınlarla Yunan mevzileri etkili şekilde bombalanmıştır. Bu baskınlar basit bir sızma operasyonu olmayıp, tonlarca ağırlıktaki toplar fark ettirilmeden yunan mevzileri önlerine kadar büyük bir gizlilik içinde nakledilmiştir. Ne var ki bu esnada meclisteki muhalifler, sürekli, ordunun çürümüşlüğünden, kıpırdayacak hali dahi kalmadığı şeklindeki söylemleriyle komuta kademesinde ister istemez kararsızların çoğalmasına neden olmuştur. 'Saldırmazsak daha iyi olur' mantığıyla hareket eden, taarruz dışında başka çareler arayan kısaca Başkomutanın etrafında temkinli davranmayı seçenek olarak tercih ve teklif eden bir yığın kişi vardı. Topyekûn bir taarruzu tehlikeli bulan komutanlar da olmuş, hatta taarruz esnasında herhangi bir yenilgi ihtimaline karşı en azından ordunun kalanını kurtarmak için gerekirse geri çekilme emri verilmesi gerektiğini dile getirmişlerdir. Gazi Mustafa Kemal, sevdiği saydığı iyi niyet sahibi bu komutanlardan hiç etkilenmemiş, kararlılığını korumuş ve bütün sorumluluğu üzerine almıştır.

Herhangi bir emir komuta zincirindeki aksamaya mahal vermemek için de emirlerini kolordu komutanlarına bizzat kendisi ileterek çözmek zorunda kalmıştır. Her iki tarafın bizzat başkomutanları tarafından kumanda edilen bir savaş olması yanında Gazi Mustafa Kemal'in kişisel askeri yeteneklerinin ve tecrübesinin muharebelere damga vurması ile de tam anlamıyla başkomutanlık meydan muharebesi tarihin şanlı sayfalarında yerini almıştır. Gazi Mustafa Kemal, 21 Ağustosta Taarruzdan kendisini vazgeçirmeye çalışanlara 'harekete inancı olmayanlar istifa etsin, ben bütün mesuliyeti üzerime alıyorum' diyerek kararlılık ve cesaretini ortaya koymuştur. Bu meydan okuma çok önemlidir, çünkü ülkenin çıkarabildiği son varlığı bu ordudur ve mevcut kuvvetlerle sonuç alınmak zorundadır. Taarruz kararı verildiği takdirde istifa edeceğini dile getiren komutanlara karşı Mustafa Kemal de, başkomutanlığı bırakacağı blöfünü öne sürer. Bu sayede diğer komutanlar başkomutanın yanında yer tutarak çevirme harekâtını destekler. Ağustosta yapılacak taarruzun planı, çok daha önceden yılbaşından itibaren büyük bir gizlilik içinde yürütülür. Hatta bu süreçte güya diplomatik sonuç almak ve savaşma niyeti olmadığını göstermek üzere Avrupa'ya bürokratlar gönderilir. Taarruz planlarının yapıldığı gizli toplantılar, askerler arasında futbol müsabakalarına katılım görüntüsü altında sessizce tamamlanır. Başkomutan, defalarca gizlice Konya hattına giderek harekâtı planlar. Sabah beşte başlayan taarruz, akşam üzeri yunan askerlerinin kaçmaya başlamasıyla rengini belli eder. Toplamda 14 gün sürse de aslında bir günde bozgun gerçekleşir. Seksen bin Yunan askeri densizliklerinin bedelini canıyla öder. Bu savaşın en kritik dönüm noktalarından biri, Türk süvari birliğinin gözü pekliğidir. Taarruzdan önce, geçilmez görülen bir patikadan Yunan hatlarının arkasına sızarak ikmal hatlarını kesmiş, Yunan ihtiyat birliklerinin savaş kabiliyetini ciddi ölçüde zayıflatmıştır.

Çok kıymetli hemşerilerim,

Belli başlı dönüm noktalarını aktardığımız büyük taarruz, içinde bulunduğumuz ahval ve şeraitte, emperyalist ve hainler cephesinde değişen bir hususun olmadığını, aynı hain emellerinden vazgeçmediklerini göstermektedir. Ne mutlu ki kahraman Türk milleti açısından da değişen bir şey yoktur. Hepimiz tek yürek olarak Büyük Taarruzun şehitleri ve gazileri ile aynı inanca, aynı cesaret ve fedakârlığa sahibiz. Devletimize vatanımıza inancımıza saldırılar karşısında, her şart altında bütün imkânsızlıklara rağmen mücadele azmimiz tartışılmazdır. Vatanımızın bekasıyla ilgili tehdit hissettiğimizde gösterdiğimiz birlik ve beraberlik, ülkemiz üzerinde hesabı olanların gözünü korkutacak büyüklüktedir.

Bizler şunu gayet iyi biliyoruz: son kale Anadolu'dur. Mazlum milletlerin son umudu Türkiye'dir. İşgale uğramamış tek İslam beldesi Büyük Anadolu topraklarıdır. Peygamberin çağrısına icabet eden tek millet biz kaldık. Seksen milyonun iliklerine kadar işlemiş cesaret ve onurun kaynağı, hiçbir zaman ve şart altında devletimizden vazgeçmeyişimizdir. Şehit haberini getiren komutana kapıyı açar açmaz 'hangi oğlum şehit oldu' diyen Afyonlu anne Fatma Üyeyiz, hepimiz. 'Hangi oğlum, Kasım mı Kerim mi' diye sorarken ki dağ gibi duruşuna, metanetine sahibiz.Şehit cenaze töreni için Taşoluk kasabasına gittiğinde "Başınız Sağ Olsun" diyen Vali ve protokole, "Sayın Valim bugün bizim Düğün Günümüz,Düğünümüze Hoşgeldiniz" diyen Şehit Yunus Emre ARAL'ın babası Ali ARAL'ın vatan sevgisine sahibiz hepimiz. Yeri geldiğinde aynı fedakârlığı yapmaya hazırız'

BAŞKAN ÇOBAN KARDEŞ ŞEHİR HAMM HEYETİNE TEŞEKKÜR ETTİ

Belediyesi Başkanı Burhanettin Çoban konuşmasının sonunda emsalsiz Zaferin 95. Yıldönümü dolayısıyla kurtuluş törenlerimizde bizleri yalnız bırakmayan kardeş şehir Hamm Belediyesi Başkanı Thomas Hunsteger Petermann ve eşine, Hamm Belediyesi Meclis Üyeleri'ne ve beraberinde şehire gelen 50 kişilik ekibe ayrıca teşekkür etti.

Bu habere yorum yapabilirsiniz

Henüz hiç kimse yorum yazmadı.